PROGRAM NOTLARI
- Antonín Dvořák
Viyolonsel Konçertosu No. 2, Si minör, Op. 104
I. Allegro
II. Adagio ma non troppo
III. Finale. Allegro moderato
Dvořák’ın ilk gençlik denemesi olan ve 1865’te yazılan La Majör Viyolonsel Konçertosu’ndan 30 yıl sonra, 1895’te Amerika’da tamamladığı 2. Konçerto olağanüstü renkliliği, soliste sağladığı hem parlak teknik hem de müzikal olanaklarıyla ilgi çeker. Bohemya Dörtlüsü’nün kurucusu ünlü Çek viyolonselci Hanuş Wihan, besteciden kendisi için bir konçerto yazmasını istediğinde Dvořák, solo ve tutti partilerinin dengesini sağlamanın güçlüğünden yakınmış, belki de ilk konçertosunun unutulmuş olmasını düşünerek bundan kaçınmıştı. Ancak Brooklyn’de, o zamanlar New York Filarmoni’nin birinci viyolonselcisi olan Victor Herbert’in Viyolonsel Konçertosu’nu dinleyince, yeni konçertoyu yazmaya karar verdi. Konçertonun, 19 Mart 1896’da Londra Filarmoni Derneği’nce düzenlenen ilk seslendirilişinde aksilikler oldu: Dvořák ilk yorumu Wihan’a söz vermiş; Filarmoni Derneği ise, ona sormadan bu görevi viyolonselci Leo Stern’e teklif etmişti. Besteci buna çok direndiyse de sonunda konçertoyu yönetmek zorunda kaldı.
Dvořák’ın müzik dünyasında tanınmasına yardımcı olan Brahms’a “Bu güzellikte bir viyolonsel konçertosunun yazılabileceğini nasıl da düşünemedim” dedirten eser hem Çek hem de Amerika izlenimlerini yansıtır.
4/4’lük ölçüdeki 1. Bölüm geleneksel sonat yapısındaki Allegro’da birbirinden güzel temalar işlenir. Dvořák’in en güzel buluşlarından olan birinci tema önce klarnetlerle duyurulur, sonra muhteşem (Grandioso) başlığıyla orkestrada yansır. Sade ve sakin, Re Majör tondaki ikinci tema ise biraz temkinli (Un poco sostenuto) olarak önce kornoda belirir, sonra tahta üfleme çalgılara geçer. Bu temada Dvořák’ın, Foster’in Swanee River ezgisinin koro ve orkestra için yaptığı düzenlemesinin etkileri kuvvetle sezilir. Kısa ve hareketli üçüncü temadan sonra, viyolonsel doğaçtan çalış –Quasi improvisando– biçiminde ana temayı tekrar geliştirir. Bölüm Majör tonda sona erer.
2. Bölüm 3/4’lük ölçüde, Sol Majör tonda, pek o kadar ağır olmayan (Adagio ma non troppo) tempoda, hülyalı ve şiirsel bir havada ve üç bölmelidir: Önce duyulan sakin tema ilkin klarnette, sonra da viyolonselde yansır. İkinci bölmede Sol minör tonda duyulan şarkı biçimindeki ezgiyi Dvořák, ağır hastalığını duyduğu ve 1860’lı yıllarda âşık olduğu Josefina Kaunitzova’nın çok sevdiği “Beni yalnız bırak, hülyalarımla gezeyim” adlı Op.82 No.1 Lied’inden almıştır. Son bölmede, ilk tema önce kornolarda işitilir, sonra viyolonselin kadans biçimi süslemeleriyle bölüm sona erer.
3. Bölüm 2/4’lük ölçüde, Si minör tonda ve ılımlı neşedeki (Allegro moderato) tempodaki Finale’ye egemen olan Çek folkloru havasındaki rondoda, viyolonsel yorum incelikleriyle seçkinleşir. Önce üç kornonun yansıttığı marş ritimli tema, sonra bütün orkestrada, daha sonra da viyolonselde duyulur. Üç episod belirir: Önce kısa, sonra Re Majör tonda, Poco meno mosso (biraz daha yavaş) başlıklı, en sonda da Sol Majör tonda bir gençlik şarkısı gibi beliren Dolce (tatlı) başlıklı üçüncü episod, Dvořák’ın melodi zenginliğini yansıtır. Orkestrayla olan diyalogu solo viyolonsele sıcak bir sonorite olanağı da sağlar. Birinci ve ikinci bölümlerden alınan iki motifin yol açtığı lirik cümlelerin durgun havası, bestecinin 1895 Mayıs’ında haber aldığı Josefina’nın ölümüyle ilgilidir: Dvořák bu nedenle Finale’de bazı değişiklikler yapmış, kodadaki dört mezürü çıkartarak yerine, 60 mezürlük bölümde bu iki eski temayı Josefina’yı anmak için değerlendirmiştir. Ancak uyumsuz (disonant) tremololar bu eski anıların durgunluğunu siler. Eser, orkestranın gür ve parlak finaliyle son bulur. (Süre: 45’)
─ İRKİN AKTÜZE
- Antonín Dvořák
Senfoni No. 9, Mi minör, Op. 95 “Yeni Dünya’dan”
I. Adagio-Allegro molto
II. Largo
III. Scherzo (Molto vivace)
IV. Allegro con fuoco
1892’de ününün zirvesinde olan Antonín Dvořák, Amerika’dan gelen ve para bakımından çok parlak olan bir öneriyi geri çeviremeyerek, New York’lu müziksever Mrs. Jeanette Thurber’in National Conservatory adlı özel konservatuvarının yöneticiliğini kabul etti.
Yeni Dünya’da Dvořák’ın ilgisini çeken birçok şey yanında, onu rahatsız eden de Amerikalıların kendi öz müziklerini değerlendirmemeleri, Avrupa’ya özenmeleriydi. Üç yıla yakın Amerika’da kalan ve 9. Senfoni’sini orada besteleyen Dvořák, bu eserinde Amerikan halk ezgilerini kullanmadığını, ancak onların karakteristik yönlerini inceleyerek müzikal şekiller oluşturduğunu; özellikle kendi özgün temalarını çağdaş ritim, armoni ve kontrpuan tekniğinin tüm olanaklarıyla geliştirip orkestral renklerle işleyerek senfonisini yarattığını söyler.
15 Aralık 1893’te Anton Seidl yönetimindeki New York Filarmoni Orkestrası tarafından ilk kez seslendirilen esere besteci “Yeni Dünya’dan İzlenimler ve Selamlar” başlığını vermişti. “Dvořák o kadar ustaca ve otantik çalışmıştı ki Amerikalılar bile kendi melodilerini duyduklarına inanıyorlardı” der müzik yazarı David Ewen. Bu nedenle de eser, NBC şirketinin yaptığı bir dinleyici anketinde Amerika’da en sevilen senfoni olarak seçildi.
2/4’lük ölçüde ve Mi minör tondaki 1. Bölümde klasik sonat formu (ana tema-yan tema-ikinci tema ve gelişimi-tekrar ve koda) Beethoven veya Brahms’ın yaptığı gibi, aynen uygulanır. 23 mezür süren ağır (Adagio) giriş, ana temaya hazırlıktır. Ustaca gelişen düşünceli bir motif, viyolonselde hafif sesle başlayıp flüte geçer. Tüm orkestra birden çok güçlü (fortissimo) şekilde girer (Allegro molto). Önce kornolarda parlak biçimde, sonra da klarnet ve fagotlarda çınlayan ana tema sergilenir. Daha sonra flüt ve obualarda yansıtılan yan tema, spiritual’lerin tipik yapı özellikleriyle “Swing long, sweet chariot”a benzeyen, özlem dolu bir dans havasıdır. İkinci tema ise flütün duyurduğu ve Sol Majör tona kayan bir Amerikan yerlisi ezgisidir.
4/4’lük ölçüdeki 2. Bölüm, Re bemol Majör tonda ve ağır (Largo) tempoda başlar. Bu bölümde, Amerikalı şair Henry W. Longfellow’un bir Amerikan yerlisi efsanesini canlandıran Hiawatha’nın Şarkısı adlı şiirinden esinlenilmiştir: Reis Hiawatha, kötü ruhları kovmak için, her yıl genç bir kadını çağlayana atarak kurban eder. Minnehaha (Gülen Su) kocasına engel olmak için, kendini çağlayana atar ve parçalanır. O günden sonra da Minneapolis’teki bu çağlayan onun adını taşımaktadır. Bu hüzünlü olay, girişteki üfleme çalgılar koralinden sonra İngiliz kornosunun pentatonik ve acıklı ezgisiyle canlandırılır. Dvořák bu bölüme “Efsane” başlığını vermiştir. Bu ezginin düzenlemesi daha sonra Preri Şarkısı adıyla hafif müzik parçası olarak ün kazanmıştır.
3. Bölüm 3/4’lük ölçüde ve Mi minör tonda, çok canlı (Molto vivace) tempoda, üçgen (triangle) ve sert akorlarla başlayan ilkel vahşilikteki bir Scherzo’dur. Dvořák bölümün ana temasını, yazmayı tasarladığı Hiawatha operasındaki Amerikan yerlilerinin dansı olarak düşünmüştü. Bu çılgın dansı vals şeklindeki iki Trio, vatana selam yollar gibi, izler: Önce tahta üflemelerle duyurulan melankolik Mi Majör tondaki bölme, sonra da canlı bir Bohemya dansı. Bu trio bölmesini Longfellow şöyle tanımlar: “Sanki Bohemya’daki bir kır lokantasına Schubert ile birlikte konuk olduk”.
4. Bölüm 4/4’lük ölçüde, neşeli ve ateşli (Allegro con fuoco) tempoda ve yine Mi minör tondadır. Kısa girişi, trompet ve kornoların tutkulu biçimde duyurduğu Yeni Dünya teması izler. Bu fanfarlı ve ilkel marş temasını klarnet bir Bohemya ezgisiyle cevaplar; buna flüt ve kemanların neşeli polkası da katılır. Dvořák burada birinci bölümün bazı temalarını kullanmıştır: Bu temalar eski ve yeni dünyanın simgeleri olarak sergilenir. Besteci böylece her iki dünyayla da ilişki içinde kalmayı düşünür gibidir. (Süre: 45’)
─ İRKİN AKTÜZE