VİYANA SENFONİ ORKESTRASI & BRUCE LIU

PROGRAM NOTLARI

  • Ludwig van Beethoven
    Piyano Konçertosu No. 3, Do minör, Op. 37
    I. Allegro con brio
    II. Largo
    III. Rondo. Allegro

Beethoven 5 Nisan 1803 günü Theater an der Wien’de kendi eserlerinden oluşan bir konser –o zamanın tabiriyle Akademie– düzenlemişti. Programda 1. ve 2. Senfonileri, İsa Zeytin Dağında oratoryosu ve Beethoven’ın solist olarak katılacağı No. 3 Do minör Piyano Konçertosu vardı. Uzun süreceği için de akşam 18.00’de başlayacak olan konseri Mozart’ın öğrencisi, besteci ve Viyana’nın en iyi şefi Ignaz von Seyfried (1776-1841) yönetecekti ve provalara sabah saat 8.00’de başlanmıştı.

Beethoven’ın öğrencisi, piyanist ve besteci Ferdinand Ries (1784-1838) bu provayı ve konseri şöyle anlatıyor: “Saat 14.30’a geldiğinde herkes hem yorulmuş hem acıkmıştı. Eğer Prens Lichnowsky olmasaydı bu prova bir felaket olacaktı. Daha sabahın erken saatlerinde gelmiş olan Prens, büyük sepetler içinde ekmeklerle tereyağı, soğuk et ve şarap hazırlatmış, müzikçilerin rahatça beslenmelerini, provaya neşeyle devam etmelerini sağlamıştı. İsa Zeytin Dağında’nın müziği herkesi çok yormuştu.” (Beethoven da – sonradan söyleyeceği gibi – hatasını kabul edecek, bu eserin çok modern, çok dünyasal ve dramatik olduğunu söyleyecekti.) “O günlerde bir müzikçinin önünde nota olmadan çalmasına hiç alışılmamıştı; Beethoven da o akşamki konserde kendi konçertosunu solist olarak çalacağı piyanonun üstüne koyduğu sayfalara el yazısıyla bir şeyler çizmiş, buna bakarak tuşlara basıyordu. Aslında kağıtlarda birkaç nota ile bir şema vardı. Beethoven, sanki bitirmiş gibi, keyifli biçimde başıyla işaret verince şef Seyfried panik içinde boş sayfaları çeviriyordu...” Tüm çabalara karşın yine de konser dinleyicileri ve eleştirmenleri memnun etmedi: Zeitung für die Elegante Welt (Zarif dünya için gazete) piyanistin ustalığını övmekle birlikte eserlerin halkı tatmin etmekten uzak kaldığını yazıyordu. 

Önceleri Beethoven’ın 1800 yılında yazdığı sanılan, ancak 1980’li yıllardaki araştırmalara göre –1945’ten 1977’ya kadar yitik elyazmasının incelenmesinden sonra– 3. Konçerto’nun 1803’te bestelendiği öne sürülmüş, tamamı yazılmamış piyano partisindeki tiz seslerin ancak 1803 yazında, Fransız firması Erard tarafından yapılan piyanoda bulunabildiği saptanmıştır. Beethoven böylece, 1803 yazından sonra, Eroica Senfonisi üzerinde çalışırken son şeklini verdiği ve 1804 yazında Viyana’da Breitkopf ve Härtel yayınevinde basılan konçertoyu Prusya Prensi Louis Ferdinand’a (1772-1806) ithaf etti. Kral büyük Friedrich’in yeğeni olan Prens Ferdinand usta bir piyanist ve yetenekli bir besteciydi, Beethoven ile 1796’da Berlin’de tanışmış; 1804’te Avusturya’ya sonbahar manevraları için geldiği Viyana’da bu dostluk daha da güçlenmiş, Prens Lobkowitz’in sarayında dinlediği Eroica’ya hayran kalmış, iki kez çaldırmıştı. Bu Viyana ziyareti sırasında yazılması tamamlanan konçertoyu da Beethoven –10 Ekim 1806’da Saalfeld savaşında ölecek olan– Prense “A Son Altesse Royale Monseigneur le Prince Louis Ferdinand de Prusse” Fransızca başlığıyla ithaf ediyordu...  

Beethoven’ı bir “ses şairi” olarak üne kavuşturacak olan Do minör 3. Piyano Konçertosu, öncekilere göre yine aynı şemaya göre düzenlenmiş, birinci konçertodaki çalgı kadrosu korunmuş, yalnızca flütlerin sayısı ikiye çıkarılmıştır. Uzmanlarca Beethoven’ın kendi portresi olduğu öne sürülen ve ısmarlama bir eser olmaması yanında, onun güçlü kişiliğini bilinçli şekilde piyano ve orkestra karşıtlığını kullanarak, konçertant ve gerilimli bir gelişimle yüceltmesiyle seçkinleşen konçerto üç bölümlüdür:

1. Bölüm Do minör tonda, 4/4’lük ölçüde, çabuk ve parlak (Allegro con brio) tempoda başlar, hemen tutti ile ana tema sunulur. Sert, biraz da Eroica’yı anımsatan erkeksi temadan sonra bu uzun girişte daha içtenlikli yan tema da sergilenir. Girişin sonundaki güçlü akorlardan sonra solist enerjik ve hazırlayıcı pasajlarla kendini gösterir ve ana temayı alarak bölümdeki egemenliğini ilan eder. Geliştirimde ise piyano ile orkestra arasında dramatik bir gerilim sergilenir. Beethoven bu bölümdeki kadansı da 1809’da yine Arşidük Rudolf için yazmıştır.

2. Bölüm ana tonaliteyle hiç ilgisi olmayan, alışılmamış Mi Majör tonda, 3/8’lik ölçüde, ağır ve temkinli (Largo) tempoda piyanonun sakin, zarif ve hülyalı ezgisiyle başlar. Barışçı tema flüt ve fagot arasındaki sevimli diyalogda sergilenirken piyano, arp benzeri tınılarla –arpejlerle– bu tabloya çerçeve çizer gibidir. Tekrarda ise piyanonun olağanüstü süslemeleri ilgi çeker. Beethoven piyanonun tüm olanaklarını bu duygulu bölümün canlandırılmasında seferber etmiştir.

3. Bölüm Do minör tonda, 2/4’lük ölçüde, çabuk (Allegro) tempoda bir Rondo’dur. Bu canlı final, Largo’nun son Mi Majör akorundaki Sol diyezin La bemole ustaca dönüşümüyle Do minöre aktarılır ve hemen solist tarafından sergilenen coşkulu tema ile başlar. (Beethoven’ın öğrencisi Czerny 1830’larda yazdığı kompozisyon öğretim kitabında bu finali Presto –çok hızlı– tempoda öngörür). Bu neşeli ve şakacı tema orkestra ve piyano arasında çeşitli değişkenliklerle, varyantlarla işlenirken modülasyonların renkliliği de ilgi çeker: Özellikle keskin bir fugato’dan sonra piyanonun şiirsel ve canlı bir tavırla –ikinci bölümün tonalitesi– Mi Majöre ani dönüşü de finale ayrı bir hava verir. Eser son sözü söyleyen orkestranın güçlü akorlarıyla sona erer. (Süre: 33’) 

─ İRKİN AKTÜZE


  • Franz Schubert
    Senfoni No. 9, Do Majör, D 944 “Büyük”
    I. Andante-Allegro ma non troppo
    II. Andante con moto
    III. Scherzo (Allegro vivace)-Trio
    IV. Allegro vivace

Schubert iki tane Do Majör Senfoni yazdığından ilki olan No. 6 (D589) numaradan ayırmak için ikincisi Grosse (Büyük) adıyla anılır ve böylece ilkine “Küçük Do Majör” adı yakıştırılır. Bazı müzik çevrelerinde senfonik alanda başarısız kabul edilen eserlerden sonra Schubert’in 1825 yılı yaz aylarında Gmunden-Bad Gastein arasındaki yolculuklarda yazmaya başladığı sanılan Do Majör Senfoni’yi –öleceği yıl– 1828’in mart ayında tamamladığı bilinmektedir. (Bu arada D 849 numarası verilmiş olan ve bu tarihlerde yazılmış “Gmunden-Gastein Senfonisi” adıyla anılan eser olduğu öne sürülmektedir). Schubert’in partisyonda kullandığı kâğıdın 1825 yazında alınmış olması bu savı desteklemektedir. Büyük Senfoni’yi önce yedi numaralı sayan ve Bitmemiş Senfoni’yi (D 759) de sekiz numarasını veren Brahms, bitirilmiş senfonileri birden yediye kadar sıralamış, bitmemiş olanı da sekizinci saymıştır. Daha sonra yapılan kronolojik sıralamada Büyük Senfoni’ye dokuz numara verilmiş, fragmanlar şeklindeki 1821’de yazılan Mi Majör (D 729) Senfoni yedi numarayla tanımlanmıştır. Günümüzde, 1981’de yayımlanan Küçük Deutsch kataloğunda Bitmemiş Senfoni (D 759) yedi, Do Majör Büyük Senfoni (D 944) sekiz numarasını taşımaktadır.

Schubert önem verdiği bu eserini Viyana Musikverein’a (Müzik Derneği) teslim etmiş, ancak senfoni provalarda çok güç bulunmuş, çalınamamıştı. Yer yer değişik renkli gamlarla, kendine özgü tipik modülasyonlarla geçilen kısımların, melodiyi yitirmemek için çok ustalıklı yorumu gerektirdiğinden ve özellikle final için dernek çalınamaz kararı almıştı. Ama yine de bazı kaynaklar Schubert’in 19 Kasım’daki ölümünden bir ay kadar sonra, 15 ya da 17 Aralık 1828 günü Musikverein Orkestrası tarafında seslendirildiğini ve ertesi yıl mart ayında tekrarlandığını belirtir. Schubert’in 1861’de ilk biyografisini yazan ve olayı tanık olanlardan araştıran Heinrich Kreissle von Heilborn da, partisyon çok uzun ve çok güç bulununca Schubert’in derneğe eski Do Majör (D 589) 6. Senfoni’sini önerdiğini anlatır. Ancak ölümünden sonra hangi Do Majör Senfoni’nin yorumlandığı kesin olarak bilinmemektedir.

Aslında senfoniyi 1839’da Viyana’da bulan Schumann olmuş; Schubert’in üç yaş büyük ağabeyi Ferdinand’in evinden alıp Mendelssohn’a, Leipzig’e yollayarak müzik dünyasına 22 Mart 1839 günü Gewandhaus Orkestrası tarafından tanıtılmasını sağlamıştı. Süresi 50 dakikayı aşan eseri “Cennetsel uzunluğu” nedeniyle “Jean Paul’ün dört ciltlik bir romanına” benzeten Schumann senfoninin bu yorumundan sonra şunları yazmış: “Senfoni bizi Beethoven’ın senfonilerinden daha çok etkiledi. Sanatçılar ve sanat dostları onun değeri konusunda hemfikir...” Schumann, sonra da nişanlısı Clara’ya yazdığı mektupta şöyle der: “Keşke sen de orada olabilseydin; sanki tüm çalgılar insan sesiydi ve inanılmaz derecede etkiliydi. Ve cennetsel uzunlukta!... 9. Senfoni’den (Beethoven’ın) de daha uzun. Tümüyle öyle mutluydum ki ve yalnızca da senin eşim olmanı ve benim de böyle senfoniler yazabilmemi isterdim...”

Mendelssohn da konserden sonraki düşüncelerini yazılı olarak şöyle açıklamış: “Son olarak Franz Schubert’in çok dikkate değer ve ilginç bir senfonisini çaldık; hiç şüphesiz bu onun son yıllarda dinlediğimiz en iyi eserlerinden biri: Parlak, büyüleyici ve baştan sona orijinal. Onun enstrümantal eserlerinin en başında yer aldığı söylenebilir...” Leipzig’de bazı kesintilerle çalınan ve tekrar edilen senfoniyi Mendelssohn, İngiltere konserleri için Londra Filarmoni Derneği’ne önermişti. Ancak müzikçiler bu müziğin baştan sona makul olmayan zorluklar içerdiğini söylemişler ve finalde çok kez tekrarlanan triyolelerle alay etmişlerdi. Mendelssohn’un programdan kaldırdığı senfoni İngiltere’de 5 Nisan 1856 gününe kadar çalınmamış, aynı zorluklar Paris’te Fransız şef François A. Habeneck’in (1781-1849) de başına gelmiş; ama Amerika’da, Alman asıllı şef Theodore Eisfeld (1816-82) 11 Ocak 1851’de New York Filarmoni Derneği Orkestrası ile yeni dünyadaki ilk yorumu daha önce gerçekleştirebilmişti...

Müzik yazarı Hans Renner şöyle der: “Schubert hissettirmeden, herhangi bir form kaygısı olmadan doğal olarak, en güzel buluşlarla adeta içgüdüsel olarak güzellik, berraklık, düzen içinde gizemli bir büyüyüşle senfoniyi yaratır... Bir bitkinin güzelliğini anlayabilenler için bu dev Sözsüz Liedler dizisindeki tekrarlar ve onun ‘cennetsel uzunluğu’ ne fark ettirir ki...”

20. yüzyıl bestecilerinden Albert Roussel ise şunları söylemiş: “Güçlü ritmi, sağlam vurgulamaları, hareketli bölümlerin sonoritesi, melodik cümlelerin çekiciliği ve Andante bölümündeki o küçük, zevkli marş kısmı... Senfonide bizi her şey, taşkın canlılığın etkileyişine oyuncu ve süslü yaratılışa taşımak, götürmek için yarışıyor...”

14-15 dakikalık süreler bakımından da dengeli dört bölümden oluşan senfoninin 1. Bölümü 4/4’lük ölçüde, Do Majör tonda, önce ağırca (Andante) tempoda 77 mezürlük bir girişle başlar: Kornoların sekiz mezür süren unison yarı dinsel-yarı törensel havada, ama yumuşak ve büyüleyici çağrısı işitilir. Bunu obua ve klari-netler cevaplar. Trombonlar da ağırlığını göstererek katkıda bulunur. Triyoleli bir figürün canlandırılmasıyla pianissimo bölüm büyük bir kreşendoya sürüklenir; tüm orkestra çalgıları yeni bir günün doğuşunu müjdeler gibi, pek çabuk olmayan (Allegro ma non troppo) bölmeye geçişi duyurur. Yaylıların duyurduğu güçlü ilk temayı üfleme çalgılar heyecanlı bir neşeyle –triyolelerle– cevaplar. (Bu triyole tarzı ilerde Brahms’ta, sonra Bruckner’de romantik duyguların vurgulanmasında karakteristik olacaktır). İkinci temayı ise obua ve fagotlar, bölümün gerçek ritminde, Mi minör tonda olmasına karşın karanlık bir hava yaratmadan biraz Macar aksanıyla sunarlar. Kromatik geçişler, beklenmeyen modülasyonlar, soğukkanlı armoniler, çözülmeyen akorlar bu Allegro kısmı alışılmamış yapar: Küçük ritmik hücreler sayısız tekrarlarla gerilimli heyecanı geniş cümlelere yayarak yorulmadan geliştirir. Bu temadan ve girişten doğan, Schubert’in severek ustaca kullandığı trombonların etkili seslenişi gizemle parlar. Koda ise uzun tutulmuştur: Girişteki tema bu kez kornoların parlak tınısıyla şaşırtarak bölümü sona erdirir.

2. Bölüm 2/4’lük ölçüde, La minör tonda, ılımlı hızda ama hareketlice (Andante con moto) tempodadır. İlahi güzellikte lirik bir lied havasında hülyalı, melankolik, enerjik, içtenlikli melodiler birbirini izler. Şaşırtıcı modülasyonlar, çok ince geçişler gibi pek çok ustaca düzenlemelerle Schubert yansır. Bölüm önce yaylıların kısa bir prelüdü ile başlar. Bunu obuaların sunduğu biraz tuhaf ama hoş ve hüzünlü hava Çigan müziği benzeri ilk tema izler. Yaylıların karanlık armonisinden yükselen bu tema dört notalık belirgin bir kadansla sona erer. Temanın değişik tekrarına klarnet de katılır. Yaylıların güçlü aksanlarla duyurduğu enerjik bir tuttiden sonra bir modülasyonla, yumuşak ve sakin güzelliğiyle ilgi çeken yeni bir melodi belirir; melodinin motifleri, yaylılarla üflemeler arasında içli bir diyalogla dile getirilir. Barış içinde yeni motifler açılır, söner. Daha sonra viyolonsellerde beliren ilk tema tutku ve heyecan yaratır. Korno çağrısından sonra bölüm büyülü açılış temasıyla sona erer.

3. Bölüm 3/4’lük ölçüde, Do Majör tonda, çabuk ve canlı (Allegro vivace) tempoda başlayan bir Scherzo’dur. Enerjik ve güçlü bir motifle yaylıların unison pasajıyla girer. Bunu obua ve kornoların sunduğu ländler tarzı dans izler. Hafif ve oynak karakterdeki ikinci temayı klarnet ve fagotlar eşliğinde yaylılar duyurur. La Majör tondaki etkili Trio bölmesi ise korno ve klarnetle başlar; yaylılar eşliğindeki üfleme çalgılar tarafından geniş bir melodiye dönüşürken parlak orkestral efektler de içerir. Scherzo’nun tekrarıyla bölüm kapanır.

4. Bölüm, 2/4’lük ölçüde, Do Majör tonda, atik ve uçarı (Allegro vivace) tempodaki final, bir bahar festivali gibi başlar. Çabukluğu ve aceleciliği hayran bırakan finalde Schubert hiç yorgun düşmez; çok enerjik ve grotesk bir girişten sonra ilk temayı, kemanların hızlı triyoleleri eşliğinde obua ve fagotlar Sol Majörde duyurur. İkinci temayı kornolar başlatırken kemanlar hâlâ triyolelerde ısrar etmektedir. Londra’da Mendelssohn’un provalarında gülüşlere yol açan bu kısımdan sonra çok canlı, enerjik ve zorlu final giderek artan bir kreşendoya viyolalar ile çok hafif başlar. 164 mezür boyunca yükselen, şiddetlenen parlak sona ulaşır. Albert Roussel’in dediği gibi, “Schubert senfonisinin hüzünle sona eren final akorlarında ölür; ama zafer tacına ulaşarak ölmüştür...” (Süre: 60’)

─ İRKİN AKTÜZE 

Yukarı