PROGRAM NOTLARI

  • Astor Piazzolla
    Histoire du Tango Op. 37

Piazzolla, Histoire du Tango (Tangonun Tarihi) adlı dört bölümlü eserini flüt ve gitar için 1985’te besteledi. Arjantin tangosunun dört farklı dönemini anlatan ve gitarist Guy Lukowski’ye ithaf edilen eser ilk kez Belçika’da Liège Uluslararası Festivali’nde flütçü Marc Grauwels ile Guy Lukowski tarafından 1990 versiyonu ile seslendirildi.

Günümüzde uluslararası bir dans olan tangonun geçirdiği evreler şöyle anlatılmakta:

1. Bölüm Bordel (Genelev) 1900: 1880’lerde Buenos Aires’in bordello’larında (genelevlerinde) şekillenmeye başlayan tangonun 1900’lerdeki şeklini anlatır. Avrupa’dan gemilerle gelen Fransız, İtalyan, İspanyol kadınlarla genellikle maceracılar ve tayfaların doldurduğu liman barlarında ve genelevlerde, yoksul semtlerde doğduğu öne sürülen tango, o yıllarda flüt, gitar ve arpla çalınıyordu; bu çalgılara daha sonra piyano ve bandoneon da eklendi. Bugünkünden daha hızlı, çok neşeli (Molto giocoso) ve şehvetli olan tarzı rağbet gördü.

2. Bölüm Café 1930: Bu yıllarda artık tango ile dans edilmemektedir. Daha romantik, melankolik, hatta ümitsizcesine bir anlam kazanmıştır. Hem de terfi etmiş, daha çok kahvehanelerde çalınmaya başlamıştır. Orkestra zenginleşmiş; iki keman, iki bandoneon, bas ve piyanodan oluşan tango orkestrası lirikleşmiş, Carlos Gardel’in (1887-1935) altın çağını yaşamasına yol açmıştır. (Süre: 10’)

─ İRKİN AKTÜZE


  • Witold Lutosławski
    Three Fragments

7 Şubat 1994 günü Varşova yakınlarındaki evinde, 81 yaşında ölen Polonyalı besteci Witold Lutosławski yine aynı kentte doğmuş ve konservatuvarda keman, piyano ve kompozisyon öğrenimi görmüştür. Kariyerine konser piyanisti olarak başlamış, 1955’ten sonra şefliğe yönelmiş ve özellikle kendi bestelerini yönetmiştir. Ayrıca Avrupa ve Amerika’nın çeşitli konservatuvarlarında dersler vermiş; T. Baird, K. Serocki, K. Penderecki gibi Polonyalı bestecilerin yetişmesine katkıda bulunmuştur.

Lutosławski, II. Dünya Savaşı sırasında hayatta kalabilmek için Andrej Panufnik adlı bir diğer Polonyalı besteciyle lokantalarda duo piyano çalmış ve bu arada 200 kadar duo bestelemiştir. Hepsi de kaybolan bu eserlerden günümüze sadece ünlü Paganini Varyasyonları kalmıştır. Lutosławski, demirperdenin etkisiyle uzun yıllar Avrupa çağdaş müziğinden uzak kalan Polonya’da yeni müziğe öncülük etmiş; geç olsa da yeni müzik sistemlerinin uygulanmasını sağlamıştır.

1967’deki iki bölümlü (Hésitant/Direct) 2. Senfonisinin, önce ayrı olarak bestelenen Direct bölümü de ilk olarak 1966’da NDR (Kuzey Almanya Radyosu) Hamburg’da Boulez yönetiminde çalınmış, besteci 1967’de buna giriş olarak Hésitant’ı (Duraklayan) ekleyerek 1967’de Krakov’da 2. Senfoni’yi yönetmiş ve 28 dakika kadar süren bu senfonisinin 1968’de UNESCO Ödülü’nü kazanmasıyla müzik dünyasında tanınmaya başlamıştır. 1970’te Rostropoviç’in ısmarlayıp Londra’da ilk kez çaldığı Viyolonsel Konçertosu ve 1985’te Paul Sacher’in ısmarlayıp Anne-Sophie Mutter’in Sacher yönetiminde Zürich’te çaldığı keman ve orkestra için Chain II-Dialogue adlı eserler ona batı dünyasında ün kazandırmıştır.

Sanatçının büyük ölçekli eserlerinden önce, 1953 yılında bestelediği Trzy Fragmenty (Üç Parça) ise, flüt ve arp için yazılmış bir oda müziği eseridir. İlkin Polonya Radyo Tiyatrosu oyunları için yazılan parça, Lutosławski’nin erken dönem stilini yansıtır ve Magie, Ulysse en Ithaque, Presto adlı üç bölümden oluşur. (Süre: 4’)

─ İRKİN AKTÜZE


  • Jules Massenet
    Thaïs operasından “Méditation”

Jules Massenet’nin ilk kez 16 Mart 1894’te Paris Operası’nda sahnelenen Thaïs operası, Anatole France’ın aynı adlı romanından L. Gallet’nin hazırladığı libretto üzerine daha önce Manon operasını başarıyla söyleyen Californialı soprano Sbyl Sanderson için, üç perde-yedi sahne olarak bestelenmiştir. Konusu, MS IV. yüzyılda Mısır’da Nil Nehri kıyısındaki Tebai ülkesinde geçer. Burada dünyadan elini ayağını çekmiş Hıristiyan keşişler topluluğu yaşamakta, İskenderiye kentinde ise güzelliğiyle dillere destan, istediği her erkeği elde eden putperest Thaïs oturmaktadır. Keşiş Athanael düşünde gördüğü Thaïs’i günahlarından arındırmak ister. Massenet’nin Manon gibi önceleri ün kazanamayan Thaïs operasının günümüze kadar unutulmayan en güzel bölümü ise beş-altı dakika süren Méditation adlı senfonik ara müziği, intermezzo’dur. Orkestra partisinde solo kemanın arp eşliğinde duyurduğu bu olağanüstü hülyalı parçanın pek çok düzenlemesi de yapılmıştır. Bunların içinde en tanınmışı piyano eşliğinde keman için olanıdır. Thaïs, Keşiş Athanael’in bu yaşamdan vazgeçip sonsuz yaşama kavuşma önerisini düşünür. Keşiş onun tövbe edişini kapı eşiğinde bekleyecektir. 2. perdenin 2. sahnesi dinsel havada, ağırca (Andante religioso) tempoda bu düşünceye dalışı yansıtan Méditation ile başlar. 3. perdenin, operanın sonunda, Thaïs’in ölümünden önceki Athanael ile final düeti “Te souvient-il du lumineux voyage” (Işıklı yolculuktan seni anımsıyor mu) yine Méditation üzerine kurulmuştur. (Süre: 5’)

  • Johann Sebastian Bach
    Flüt Sonatı, Mi minör, BWV 1034
    I. Adagio ma non tanto
    II. Allegro
    III. Andante
    IV. Allegro

Bach flüt için, çoğu Köthen’de sekiz sonat yazmıştır: Bir solo flüt (BWV 1013), dört tane flüt ve konçertant klavsen için üç sesli sonat (BWV 1020-1030-1032), flüt ve sürekli bas için iki sesli üç sonat (BWV 1033-1035).

Günümüzde flüt repertuvarının temel taşlarından biri kabul edilen Mi minör Flüt Sonatı, BWV 1034, flüt ve sürekli bas için yazılmış dört bölümlü bir kilise sonatıdır. Eser, Barok sonat geleneğinin tipik yavaş–hızlı–yavaş–hızlı düzenini izler. İlk bölüm Adagio ma non tanto (çok ağır olmayan tempoda), yoğun süslemelerle bezeli, içe dönük ve düşünsel karakteriyle dikkat çeker; flütün çizgisel anlatımı sürekli basın dengeli eşliği üzerinde serbestçe gelişir. Ardından gelen Allegro (hızlı ve canlı), kesintisiz akışı ve çevik pasajlarıyla güçlü bir devinim yaratır; burada Bach’ın kontrpuantal yazısı ve çalgılar arası diyalog açıkça hissedilir. Üçüncü bölüm Andante (ağırca tempoda), eserin en lirik sayfalarından biridir. Sakin ve zarif anlatımıyla önceki bölümün hareketliliğine karşıtlık oluştururken, flüte şarkısal bir ifade alanı açar. Finaldeki Allegro (canlı tempoda) ise enerjik ritmik yapısı ve imitasyonlara dayalı dokusuyla eseri parlak bir sonuca ulaştırır. Bu bölümde Bach, tematik malzemeyi ustalıkla geliştirerek hem teknik canlılık hem de yapısal bütünlük sağlar. Mi minör Flüt Sonatı, Bach’ın kontrpuan ustalığını ve melodik zarafetini bir araya getiren, yorumcudan hem teknik hâkimiyet hem de incelikli bir müzikal anlatım talep eden seçkin bir başyapıttır. (Süre: 12’)

  • Jacques Ibert
    Entr’acte

Ibert’in 1935’te Pedro Calderon’un El médico de su honra oyununun Fransız prodüksiyonu için bestelediği sahne müziği, İspanyol edebiyatı ve müziğine olan sevgisini gösterir. Oyunun iki perde arasında seslendirilmek üzere yazdığı Entr’acte, flüt (veya keman) ve gitar (veya arp) için yayımlanmıştır. Entr’acte, Allegro vivo tempoda soluksuz ve baş döndürücü bir dansla açılır; arpın eşliği flamenko müziğinden esintiler taşır. Sonrasında flüt modal karakterde daha sakin bir ezgi duyurur. Hızlı üçlemelerden oluşan pasajın ardından açılış materyaline geri dönülür. Arp, yavaş bölmedeki (Meno mosso) serenada benzeyen solosunda yeni bir ezgi duyurur; bu solo bölme rasgado (özellikle flamenko stilde yaygın olan, akorları sağ elin tüm parmakları ile çok hızlı, arpej tarzında çalış) benzeri bir efektle sonlanır. Eşliksiz flüt için kısa bir pasajdan sonra üçlemeler geri gelir. Kadansın ardından finalde tema kısaca duyurulurken, parça boyunca insanın gözünün önünden gitmeyen dansçı imgesi, kollarını havaya kaldırarak ayağını son bir kez yere vurur. (Süre: 4’)

  • Makar Yekmalyan
    Surp (Kutsal, Aziz)
  • Kristapor Kara-Murza
    Lebho Le Le
  • Gomidas Vartabed
    Çinar es (Çınarsın)
    Hoy Nazan
    Antsrevn yegav (Yağmur Yağdı)
  • Haçatur Avedisyan
    Oror (Ninni)
  • Giulio Caccini
    Ave Maria
  • Tatul Altunyan
    Almasdı şoğum e (Elmas Parlıyor)
  • Haçatur Avedisyan
    Sbasum (Bekleyiş)
  • Parseh Ganaçyan
    Naro Can
  • Yalçın Tura
    Gül Yine Sen
  • Anonim (düz. Gomidas Vartabed)
    Vartı patsvel e dzağgotsin (Çiçeklikteki gül açmış / Üsküdar’a Gider iken)
  • Edgar Hovhannisyan
    Arpa-Sevan
  • Anonim (düz. Hakan Önsöz)
    Kızılcıklar oldu mu
  • Aleksandr Harutyunyan
    Hayrenikis hed (Vatanımla)
  • Georges Diran Garvarentz, Charles Aznavour
    Kez Hamar (Senin için)
  • Khaçaduryan
    Anuş Hayrenik (Güzel Ülkem)

Lusavoriç Korosu’nun hazırladığı bu program, Ermeni müzik kültürünün zengin ve çok katmanlı yapısını yansıtan bir seçki sunuyor. Halk ezgilerinin yalın anlatımı ile Batı müziğinin çoksesli dili bu repertuvarda iç içe geçiyor.

Ermeni müziğinin en önemli isimlerinden, çoksesli koro müziğinin öncüsü sayılan Gomidas Vartabed, Anadolu ve Kafkasya’dan derlediği, aşk, doğa, gurbet temalı halk şarkılarını özgün biçimleriyle günümüze kazandırmıştır. Hoy Nazan gibi eserler bu mirasın en zarif örneklerindendir. Kristapor Kara-Murza ve Parseh Ganaçyan ise bu ezgileri çoksesli koro için düzenlemiştir.

Makar Yekmalyan’ın eserlerinde Ermeni kilise müziğinin derinliği hissedilir. Aziz (Surp) ilahisi, “Kudret sahibi Rab” olarak da bilinir. Göklerdeki ve yeryüzündeki varlıkların Kutsal Üçlü’ye yönelik övgüsünü ifade eder.

Aleksandr Harutyunyan ulusal kimlik temasını senfonik bir anlatımla ele alır. Edgar Hovhannisyan ve Haçatur Avedisyan ise halk müziği unsurlarını modern tekniklerle işleyerek doğa ve günlük yaşamın izlerini müziğe taşırlar. Tatul Altunyan, halk müziğinin sahneye taşınmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Sözleri Charles Aznavour’a, müziği Georges Diran Garvarentz’e ait olan Kez Hamar (Senin için), Ermenistan’da yaşanan 1988 depreminin acılarını anlatır. Programda ayrıca Yalçın Tura’nın yaşamın ne kadar değerli olduğunu bize hatırlatan koral eseri Gül Yine Sen ve Giulio Caccini’ye atfedilen Ave Maria ile evrensel vokal geleneğin bir yansıması da yer almaktadır. (Süre: 50’)

Nikola Zarić
Ad Spem

Nikola Zarić, başlığı itibarıyla umut temasını çağrıştıran Ad Spem (Umuda Doğru) adlı enstrümantal eserini akordeon ve keman için yazdı. Kemanda Efe Turumtay ile birlikte icra ettiği bu parça, Doğu’nun müziğini ve Balkan ezgilerini çağdaş oda müziği estetiğiyle birleştirir. Doğaçlama hissi veren varyasyonlarıyla caz müzik yapısından da etkiler taşır. Dinleyiciyi coşkulu pasajlara çıkarıp oradan tatlı bir melankolinin kucağına bırakır. (Süre: 8’)

Efe Turumtay
Ocean Waves

Efe Turumtay’ın Ocean Waves ve Waltz for Niko adlı eserleri, Turumtay–Zarić ikilisinin karakteristik özelliği olan, icra ve bestelerindeki Doğu, Balkan, caz ve klasik müzik füzyonunu yansıtır. Turumtay’ın akordeonda Zarić ile birlikte seslendirdiği Ocean Waves’de akordeonun oluşturduğu harmonik zemin üzerine kemanın dalgaların yükselip alçalmasını andıran melodileri duyulur. (Süre: 7’)

Efe Turumtay
Waltz for Niko

İkilinin VIA adlı albümlerinden bir parça olan Waltz for Niko’da ise keman vals temasını taşırken, akordeon parçaya armonik destek oluşturur. (Süre: 4’)

Tomáš Liška
Bonami

Tomáš Liška’nın Bonami adlı eseri, sanatçının Invisible World adlı albümünde yer alan özgün bestelerden biridir. Orijinal versiyonunda Liška’nın kontrbasta yer aldığı bu parça, gitar (David Dorůžka) ve bandoneon (Daniele di Bonaventura) eşliğinde icra edilir. Caz, dünya müziği ve oda müziği unsurlarını bir araya getiren müzikal dilinin genel yapısı ise serbest formda ilerleyen, doğaçlama hissi güçlü ve melodik açıdan lirik bir karakter taşır. (Süre: 5’)

Anonim
Çalın Davulları

Rumeli türkülerinin önemli temsillerinden biri olan Çalın Davulları, ölüm, ayrılık ve sevdaya dair yoğun duygular içeren sözleriyle güçlü bir ağıt ve hasret teması taşır. Ölüm karşısındaki çaresizlik, sevilen kişiden ayrılma, gurbet ve yalnızlık duyguları da türkünün ana temaları arasındadır. Fakat yalnızca bireysel acıyı dile getirmekle kalmaz, Selanik’te salgın hastalığın yol açtığı tarihsel ve toplumsal kırılmaya da işaret eder. “Selanik Selanik viran olası” gibi dizeler, Balkan coğrafyasındaki göçler, ayrılıklar ve kültürel kopuşlarla da ilişkilendirilir.

Türküde Selanik’te bir zamanlar ünlü bir kumaş mağazasının sahibi olan Rüstem Ağa’nın kızı Fitnat ile mağazada çalışan Mehmet’in aşkını ve acı dolu sonu anlatılır. Rüstem Ağa, Mehmet’in kızıyla evlenmesini kabul eder. Ne var ki, iki gencin mutluluğu hastalıkla gölgelenir. Kolera salgını, Fitnat’ı da etkilemiştir; genç kız, düğünlerine sadece üç gün kala hayatını kaybeder. Mehmet, sevdiğinin ardından yas tutarken, Çalın Davulları türküsüyle içini döker.

Hulusi Üstün’ün kitap haline getirdiği ve Pozitif Yayınları tarafından 2003 yılında basılan Türkü Öyküleri kitabında şöyle geçer salgın günleri: “Selanik’in üstünde kötü günlerin ağırlığını taşıyan bulutlar uçuşuyordu. Sadece Selanik değil, bütün Serez bölgesini adına kolera denilen bir hastalık kasıp kavurmaya başlamıştı. Kimisi bu hastalığın Selanik limanlarındaki ecnebi gemicilerden yayıldığını söylüyor, kimisi Balkan içlerinde alevlenen savaştan kaçıp şehre sığınan göçmenlere bağlıyordu her şeyi. Azrail kol geziyordu ortalıkta. İstanbul’dan doktorlar, sıhhiyeciler akın etmişti Selanik’e. Gün geçmiyordu şehrin eski camilerinin minarelerinden sala sesi duyulmasın, sıra sıra cemaat cenaze namazına durmasın, çocuklar kadınlar teneşir başlarında ağlamasın. Selanik için felaketin başlangıcıydı belki bu. Belki bu koca şehir gelecek kötü günler için kahırlanıyor, silkiniyordu.” (Süre: 5’)

Efe Turumtay
Agora

Efe Turumtay’ın Agora adlı eseri caz, Balkan ve çağdaş müzik unsurlarını bir araya getiren, doğaçlamaya açık bir keman eseridir. Klasik müzikteki sabit formlardan farklı olarak başlangıçta daha atmosferik ve serbest bir ifade varken, ilerleyen bölümlerde belirgin bir tema ortaya çıkar ve bu tema doğaçlamalarla çeşitlendirilir. Keman partisi teknik açıdan oldukça virtüöz olup hızlı pasajlar ve süslemelerle bezelidir; icracının ritmik yay kullanımını gerektirir. (Süre: 6’)

Tomáš Liška
Allegria en Masca

Tomáš Liška’nın tıpkı Bonami adlı eseri gibi, Invisible World albümünde yer alan özgün bestelerden biri olan Allegria en Masca müzikal açıdan caz, dünya müziği ve Latin etkileri taşır. Orijinal versiyonunda Liška’nın kontrbasta yer aldığı bu parça, yorumlandığı projeye göre değişiklik göstermekle birlikte, temel olarak kontrbas (Tomáš Liška), gitar, bandoneon ve perküsyon gibi enstrümanlardan oluşan bir oda müziği/caz topluluğu için yazılmıştır. Daha sonraki versiyonlarında bu yapı genişletilerek keman (Efe Turumtay), akordeon (Nicola Zarić) ve senfoni orkestrası gibi unsurlar da eklenmiştir. Lirik, akıcı ve duygusal bir ifade taşıyan eser, solo bölümlerle eşlik arasında dengeli bir diyaloğa sahiptir. Bu yönüyle sadece melodik değil aynı zamanda oda müziği benzeri karşılıklı etkileşim açısından da dikkat çeker. (Süre: 5’)

Nikola Zarić
Balkan Flamenco

Nikola Zarić’in, adından da anlaşılabileceği gibi Balkan müziğiyle Flamenko etkilerini bir araya getirdiği eseri Balkan Flamenco ritmik ve doğaçlamaya açık bir yapıya sahiptir. Turumtay-Zarić ikilisinin 2018 çıkışlı VIA albümünde yayımlanan eser, caz, Balkan halk müziği, tango ve doğaçlama gibi farklı tür ve stilleri bir araya getiren çok katmanlı bir dil sunar. Keman ve akordeon arasında sürekli bir diyalog bulunur, bu iki enstrüman zaman zaman tek bir enstrüman gibi duyulur. (Süre: 5’)

Yukarı