PROGRAM NOTLARI

  • Claude Debussy
    Bilitis’in Üç Şarkısı, L. 90
    I. La flûte de Pan
    II. La chevelure
    III. Le tombeau des naïades

Bilitis’in Üç Şarkısı, Claude Debussy’nin Fransız sembolist şiiriyle kurduğu ilişkinin en zarif örneklerinden biridir. Besteci bu üç şarkıyı 1897–1898 yıllarında, yakın dostu Pierre Louÿs’nün aynı adlı şiir kitabından seçtiği metinler üzerine bestelemiştir. Louÿs, şiirlerini sözde MÖ 6. yüzyılda yaşamış antik Yunanlı şair Bilitis’e atfetmiş; ancak bunun daha sonra kendi edebî kurgusu olduğu ortaya çıkmıştır. Debussy, bu hayali antik dünyanın pastoral, erotik ve melankolik atmosferini son derece yalın ama yoğun bir müzikal dille işler; dönemin dinleyicileri için alışılmadık ölçüde içe dönük bulunan bu şarkılar, geleneksel Fransız romans üslubundan belirgin biçimde ayrılır.

Üçlemenin ilk bölümü La Flûte de Pan (Pan’ın Flütü), görünüşte masum bir flüt dersini anlatırken, metnin satır aralarında giderek belirginleşen duyusal gerilimi taşır. Debussy’nin neredeyse konuşurcasına yalın vokal çizgisi, piyanodaki zengin armonik renklerle birleşerek bu örtük erotizmi derinleştirir; bölüm sonunda yer alan “neredeyse sessizce” işareti, eserin genel içe dönüklüğünü özetler. La Chevelure (Saçlar), Fransız sembolist şiirinde güçlü bir erotik imge olan saç motifi etrafında örülür; Debussy burada genişleyen armonik alanlar ve dalgalanan piyano dokusuyla adeta dokunsal bir ses dünyası yaratır. Son bölüm Le Tombeau des Naïades (Su Perilerinin Mezarı) ise kış manzarası içinde kaybolmuş bir geçmişin hatırasını dile getirir: artık satirler ve su perileri yoktur, gölet buz tutmuştur. Buna karşın müzik, geçmiş mutluluğun kısa süreli bir yeniden canlanışını andıran ani bir parlama ile şiirin melankolisini aşarak esere beklenmedik bir ışık kazandırır.

Modal renkler, belirsiz tonal merkezler ve şiirin doğal akışını izleyen serbest vokal anlatımıyla Bilitis’in Üç Şarkısı, Debussy’nin ses, söz ve tını arasında kurduğu hassas dengenin en rafine örneklerinden biri olarak, dinleyiciyi düşsel ve zamansız bir atmosferin içine çeker. (Süre: 10’)

  • Mel Bonis
    Désdemone, Op. 101
    Mélisande, Op. 109
    Ophélie, Op. 165

BBC Music dergisi tarafından eserlerinin sahip olduğu “lirik güzellik ve duygusal derinlik” ile 19. yüzyılın en önemli kadın bestecilerinden biri addedilen Mel (Mélanie Hélène) Boris, hem döneminin şartlarına hem de içinde bulunduğu kişisel zorluklara rağmen 20 oda müziği, 150 piyano eseri, 40 şarkı, 27 koro eseri ve başka üretimlerin de dahil olduğu toplam 300 beste yaptı. Edebiyat kökenli figürlerden ilham aldığı bu üç bestesiyse Bonis’in betimleyici ve renkli armonik dilini yansıtır.

Shakespeare’in Othello tragedyasındaki Desdemona karakterinden esinlendiği Désdémone, solo piyano için yazılmıştır; akıcı melodiler ve zengin fakat abartısız zarif armoniler dikkat çeker. Maurice Maeterlinck’in sembolist oyunu Pelléas et Mélisande’daki karakterden ilhamla, yine solo piyano için bestelediği Mélisande parçasında onun gizemli, ulaşılmaz ve melankolik doğasını yansıtır. Shakespeare’in Hamlet oyunundaki Ofelya karakterine dayanan Ophélie ise akıcı piyano melodisi, duygusal yoğunluğu yüksek kırılgan tonuyla dikkat çeker. (Süre: 10’)

  • Clara Schumann
    Liebst du um Schönheit No. 2, Op. 12
    Lorelei, WoO19
    Sie liebten sich beide No. 2, Op. 13

Clara Schumann, “Liebst du um Schönheit” (Güzellik İçin Seviyorsan) şarkısını Alman şair Friedrich Rückert’in şiirinden yola çıkarak solo ses ve piyano için bestelemiştir. Yalın ve lirik bir tona sahiptir. Alman şair Heinrich Heine’nin Die Lorelei şiirine dayanan Lorelei eseri, dramatik ve anlatımsal bir yapı sergiler; piyano eşliği dalga hareketlerini çağrıştıran figürlerle metni destekler. Bestecinin, yine Heine’nin şiirleri üzerine bestelediği “Sie liebten sich beide” (İkisi de Birbirini Sevmişti) parçası ise karşılıklı sevgiye rağmen duygularını ifade edemeyen iki insanı anlatır. Müzikal açıdan da melankoli ve bastırılmış duygu üzerine kurulu olan eserde, piyano partisi, vokal çizgiyi destekleyen ama aynı zamanda içsel gerilimi yansıtan bağımsız bir rol üstlenir. (Süre: 8’)

  • Robert Schumann
    Beş Lied, Op. 40
    I. Muttertraum
    II. Der Soldat
    III. Der Spielmann
    IV. Verratene Liebe
    V. Die beiden Grenadiere

Schumann 248 lied bestelemiştir. Bunlardan 138’ini Clara Wieck ile evlendiği mutlu günlerinde, 1840’ta yazan besteci şiir olarak daha çok çağdaşlarının eserlerini değerlendirmiş; Heine, Goethe, Eichendorf, Mörike ve Lenau’nun dizelerini kullanırken, piyanoya da büyük önem vermiştir. Piyanoyu kendi benliği gibi ele alan ve liedlerde insan sesiyle diyaloga giren Schumann, zaman zaman bunu aşmış, bu iki parti arasında dramatik bir savaşımı öngörmüştür. Liedin sözleri başlamadan önce piyanonun uzun girişi (Vorspiel) ve söz sona ererken yine uzun bitiş müziği (Nachspiel) Schumann’ın liede getirdiği yeniliklerdendir. Çok duygulu melodilerin yanında coşkulu anlatımı da kullanabilen, balad tarzı ve mistik yapıdakiler ile kahramanlık ve doğaüstü olaylar yanında basit halk şarkıları gibi her türlü konuyu işleyebilen Schumann, son sözü genellikle piyanoya bırakmış, güçlü anlatım gereken yerde müziği piyanoyla doruğa ulaştırmıştır.      

Sanatçı, farklı temaları işleyen beş bağımsız liedden oluşan ve romantik lied geleneğinin karakteristik özelliklerini taşıyan bu eserinde de piyano ve vokal arasında güçlü bir ifade birliği kurar. (Süre: 12’)

  • Robert Schumann
    Lied Dizisi, Op. 24
    I. Morgens steh’ ich auf und frage
    II. Es treibt mich hin

    III. Ich wandelte unter den Bäumen
    IV. Lieb’ Liebchen
    V. Schöne Wiege meiner Leiden
    VI. Warte, warte, wilder Schiffmann
    VII. Berg und Burgen schaun herunter
    VIII. Anfangs wollt’ ich fast verzagen
    IX. Mit Myrten und Rosen

Schumann, Lied Dizisi, Op. 24 eserini son derece üretken olduğu 1840 yılında Alman şair Heinrich Heine’nin şiirleri üzerine bestelemiştir. Bu lied serisi, birbirinden bağımsız parçalar içerse de tematik bütünlüğe sahiptir. Schumann, Heine’nin şiirlerinde sıkça görülen aşk, hayal kırıklığı, yalnızlık ve içsel çatışma hâllerini müzikle derinleştirir. (Süre: 20’)

  • Anonim Anon. & Maud Irving (düz. Kian Ravaei)
    Sarı Gelin & Wildwood Flower*

Yüzyıllar boyu ortak kültürün bir ürünü olan Sarı Gelin, Türkçe, Azerice ve Ermenice versiyonları olan bir halk şarkısıdır. Eser, 54. İstanbul Müzik Festivali’nde Kian Ravaei’nin düzenlemesiyle “Festival Buluşmaları” konserinin repertuvarına giriyor. Ravaei festivale özel yaptığı düzenlemeyle ilgili şu sözleri sarf ediyor:

Sarı Gelin & Wildwood Flower’da, Batı ve Ortadoğu mirasımdan gelen geleneksel şarkıları bir araya getiriyorum: Sarı Gelin türküsü ve Amerikan halk şarkısı Wildwood Flower. İlki, uzaktaki sevgilisine çaresizce özlem duyan bir adamı anlatırken, ikincisi sevgilisi tarafından terk edilmiş, kalbi kırık bir kadının hikâyesini dile getirir. Şarkıları iç içe geçirerek, her biri diğerine özlem duyan, teselli bulamayan iki âşık arasında bir diyalog ortaya koyuyorum.” (Süre: 10’)

  • Robert Schumann
    Dört Düet, Op. 78
    I. Tanzlied
    II. Er und Sie

    III. Ich denke dein
    IV. Wiegenlied am Lager eines kranken Kindes

Soprano ve tenor için 1849’da dört değişik şairin dizeleri üzerine bestelenen bu dört düet 1850’de yayımlanmıştır. No.1 Tanzlied (Dans şarkısı), Alman şairi J.M. Friedrich Rückert’in (1788-1866) aynı adlı şiiri üzerine bestelenmiştir. Baharın canlı havasını yansıtan lied, “Eia, wie flattert der Kranz” (Ay, küçük çelenk nasıl da dalgalanıyor) sözleriyle başlar. Alman şair Justinus Kerner’in (1786-1862) şiiri üzerine yazılan No.2 Er und Sie (Erkek ve kadın) adlı düet “Seh ich das stille Tal” (Sakin vadiyi seyrediyorum) sözleriyle başlar. No.3 Ich denke dein (Seni düşünüyorum), ünlü Alman şair Johann Wolfgang Goethe’nin (1749-1832) aynı kelimelerle başlayan şiiri üzerine bestelenmiştir. Aynı şiir ayrıca J. F. Reichardt, F. Schubert, C. F. Zelter ve W. Zillig tarafından da kullanılmış, ancak Schumann tarafından iki ses ve piyano için değerlendirilmiştir. Şair, güneşin ışıkları deniz üzerinde parladığı, ay ışığı su kaynaklarından yansıdığı, uzaktaki yolda toz bulutları kalktığı zaman sevgilisini düşünmekte, o uzakta olduğu zaman, güneş batıp da yıldızlar çıktığında onu yanında hissetmektedir. Wiegenlied am Lager eines kranken Kindes adlı 4. Düet, C. Friedrich Hebbel’in (1813-63) Hasta çocuğun baş ucunda ninni adlı duygulu şiiri üzerine bestelenen parça “Schlaf, Kindlein, schlaf” (Uyu küçük, uyu) sözleriyle başlar. (Süre: 10’)

─ İRKİN AKTÜZE 

Yukarı